Güncel Gerçek

YJA STAR: 2013 Yılı Kadın Gerilla Öncülüğünde Gelişecek Devrimin Yılı Olacaktır


2012 yılı, genel olarak bölgede önemli gelişmelerin yaşandığı bir yıl
oldu. Kimilerince “Arap Baharı” denilse de “Ortadoğu’da halkların
baharı”
olarak nitelendirilebilecek bir mücadeleyle geçti ve halkların
özgürlük ayaklanması
bölge gelişmelerine damgasını vurdu. Bölge, mevcut
durumu kendi lehlerine çevirmek isteyen Batılı kapitalist modernite
güçlerinin ve buna karşı bölgedeki rejimlerin statükocu konumlarını
korumak için içerisine girmiş oldukları direnişle yoğun çatışmalara
sahne oldu. Çelişki ve çatışmalar bu güçler arasında gözüküyor olsa da,
esasta sürece yön verenin, halkların artık varolan rejimleri
kaldıramadığı ve özgürlükleri pahasına ayağa kalkışları olmaktadır.

Tunus’tan, Libya’ya, Yemen’e, Bahreyn’e, Mısır’a ve en son Suriye’ye
kadar varan halk ayaklanmaları ve buna karşı gerek dış güçlerin gerekse
de içte statükocu rejimlerin müdahalesi ile çözüm adına geliştirilmek
istenen herhangi bir yapılanmayı halkların kabullenmemesi ve görkemli
direnişleri bunu yeterince kanıtlamaktadır.
2012 yılı boyunca Suriye’de
süren çatışmalar aslında 3. Dünya Savaşı olarak nitelendirebilecek bir
karakterdeydi ve güçlerin bölgeyi yeniden paylaşım savaşı olmaktadır. Bu savaşın
startı verilmiş ama uluslararası güçlerin ortak bir konsensüsle
uzlaşarak sonuca bağladığı bir pozisyona henüz ulaşılamamıştır. Mevcut
bu durum Batılı güçler arasında bir bloklaşma durumudur. Bir taraftan
Rusya, Çin ve bölgede İran rejimi ile ABD, AB ülkeleri bölgedeki Türk
rejim desteği ile ayrı bir blok oluşturmaktadırlar. Bloklaşan bu güçler
uzlaşma yollarını arayacaklar, ancak uzlaşma sağlanamazsa daha büyük
savaş ve çatışmalarla sonuç almak isteyeceklerdir. Dolayısıyla 2013
yılının daha şimdiden çok yoğun mücadelelere sahne olacağı
belirtilebilir.


Suriye’ye odaklanan bölge savaşında en etkili ve mevcut zemini
halklar lehine değerlendirebilen Kürt halkı olmuştur. Özellikle 19
Temmuz özgürlük devrimi ile Kürt halkı Rojava Kürdistan’ında bir statüye
kavuşarak, kendi özgürlüğünü ilan etmiştir.
Bu nedenle 2013 yıl
mücadelesine girerken, bölgede en avantajlı, örgütlü bir güç konumunda
olan Kürt halkıdır. Kürt halkı, bölgede temel bir aktör olarak rol
oynayacaktır.
Tabii ki Kürt halkının bölgede etkili bir güç ve temel
aktör olma pozisyonu sadece Rojava Kürdistan’ında yürütülen mücadele ile
sınırlı değildir. Devrimci halk savaşı temelinde Kuzey Kürdistan’da bir
mücadele yürütülmüş ve bu mücadele halkların çözümü olan demokratik
özerkliğin inşasıyla
önemli bir düzeye ulaşmıştır. Bu anlamda 2012 yılı
Kuzey’de ve Rojava’da yoğunlaşan ama tüm Kürdistan’da kapsamlılaşarak
yaygınlaşan bir mücadeleye tanıklık etmiştir.


2012 yılı boyunca yürütmüş olduğumuz devrimci halk savaşı hamlesiyle,
mücadelemiz önemli bir aşamaya ulaşmış ve halkımızın özgürlük sorunu
çözüme doğru büyük bir mesafe sağlamıştır. Dolayısıyla devrimci hamle
kapsamında Kürt sorununu çözümsüzlük sınırında tutan Türk devleti ve
ordusuyla yoğun çatışmalı bir süreç içerisine girilmiştir. Önder APO’nun
2011 yılı Temmuz ayından itibaren İmralı’da başlatmış olduğu görkemli
direniş, bu yılın gelişmelerini öngörerek 4. stratejik dönem mücadelesi
olan devrimci halk savaşı ile çözüm sürecini başlatmamıza olanak
sunmuştur. 2011 yılı Temmuz ayından itibaren özgürlük hareketi olarak
devrimci hamle sürecini başlattık. Fakat 4. dönem mücadelesinin
gerektirdiği gerillacılık tarz ve temposunu yakalayamadığımız için
ulaşılması gereken sonuçlara ulaşamadık. Tarz ve tempoda yenilik ve
artışın olması gerektiğinden yola çıkarak, gerilla kendisini 2012 yılına
kapsamlı bir biçimde hazırlamış ve bu temelde de esas mücadele 2012
yılında yürütülmüştür.


2012 yılı mücadelemiz, Eriş ve Andok arkadaşlarımızın 25 Mayıs’ta
Kayseri’de gerçekleştirmiş oldukları fedai eylemle start aldı. Bu
anlamda 2012 yılına damgasını vuran, Eriş ve Andok arkadaşlarımızın
fedai bir ruhla donanan mücadele tarzları olmuştur. Bu fedai ruh ve
tarz, gerilla güçlerimizin yıl boyu içine girmiş oldukları mücadele
duruşu, ruhu ve tarzı olmuştur. 19 Haziran’da gerçekleştirilen
Oramar-Şitazan devrimci operasyonuna öncülük eden bu ruh, hem devrimci
halk savaşının gerilla açısından hayata geçirilmesine hem de
gerillacılıkta yeni bir tarz ve taktiğin gereklerine uygun bir biçimde
hareket edilmesine yol açmıştır. Yine Kürdistan’da düşman işgalini
kırarak, arazi denetiminin sağlanmasına ve demokratik özerk alanların
zeminini oluşturmaya imkan sunmuştur. Gerilla öncülüğünde aralıksız bir
biçimde devam eden devrimci hamle, her yönlü boyutlanarak tüm mücadele
sahalarını kapsamış ve siyasal-askeri olarak ciddi anlamda kazanımlar
yaratmıştır. Şemzinan, Çelê, Beytüşşebap, Dersim, Amed, Bingöl ve Serhat
devrimci operasyonları, gerilla direnişinde yeni bir aşama olmuş, bu
dönem mücadelesini pekiştirmiş ve zirveye taşırmıştır.


2012 yılı boyunca geliştirmiş olduğumuz devrimci hamle, AKP
hükümetinin çözümsüzlük ve oyalama politikalarını tüm kamuoyu nezdinde
deşifre etmiş, iktidarını sağlamlaştırma oyunlarını boşa çıkarmıştır.
Önderliğimizin, halkımızın ve hareketimizin direnişi karşısında çözümsüz
kalan faşist ve sömürgeci Türk devleti, Önderliğimiz üzerindeki tecridi
derinleştirmiş, siyasi soykırım operasyonlarıyla halkımızı sindirmeye
çalışmış ve gerilla güçlerimize imha operasyonlarıyla yönelmiştir.
Gerilla güçlerimizin 2012 yılının bahar aylarıyla birlikte geliştirmiş
olduğu devrimci hamle ve bu kapsamda geliştirilen devrimci harekatlar,
faşist, işgalci ve sömürgeci Türk devletini ve ordusunu askeri anlamda
oldukça zora sokmuştur. Bu anlamda süreç, bölgede “sıfır problem”
şiarıyla hareket eden AKP hükümetinin en sorunlu dönemini yaşadığı ve
siyaseten de iflas noktasına geldiği bir süreç olmuştur. Hem devrimci
hamlemiz karşısında zorlanan hem de Ortadoğu siyasetinde iflas eden AKP
hükümeti, yeni siyasi manevralarla bu yenilgisinin üstünü örtmeye ve
kendisine nefes borusu açma çabası içerisine girmiştir. Bunu en başta
İmralı’da Önderliğimiz üzerindeki politikalarla devreye koymuştur. Önder
APO’nun İmralı direnişini başta gizlerken, daha sonrasında ise tecridin
olmadığını, bu süre içerisinde iki kez ailesiyle görüştüğünü kendileri
kamuoyuna ifşa etmiş, bu anlamda görüşmelerin olduğunu, hatta çözüm için
gerekirse Oslo görüşmelerinin tekrardan başlatılabileceği yönünde bazı
açıklamalarda bulunmuşlardır. Aslında İmralı’da gelişen direnişi itiraf
ettiğinin de farkında olmayarak, demokratik kamuoyunu tekrardan
beklentiye koymuş, yanıltmaya ve bu politikasıyla bazı Kürt işbirlikçi
çevreleri de yanına çekmeye çalışmış, çözümsüzlük ve tasfiye
politikasında ısrar etmiştir.
Önderliğimizin ve özgürlük hareketimizin
öngörü ve duyarlılığıyla AKP hükümetinin söylemlerinin içinin boş
olduğu, Kürt özgürlük probleminin çözümüne dair hiçbir projesinin
olmadığı, sadece kendi yenilgi ve zorlanmasını böylesi bir karşı siyasi
hamle ile atlatmak istediği
açığa çıkmıştır. Bu biçimiyle çok açıktan
yalana başvurması, halkta ve kamuoyunda çözüme dair bir beklentiye yol
açması, tamamen AKP hükümetinin özel savaş politikaları sonucudur. Yine
son dönemde Türkiye’de idam tartışmalarının gündeme getirilmesi,
yürütülen bu özel savaş politikalarının bir parçası olup Kürt halkı
üzerinde korku ve sindirme yaratma amaçlıdır.


Türk devleti ve AKP hükümetinin bu politikalarını esas açığa çıkaran,
Kürdistan’daki mücadelenin tüm dinamiklerle her alanda kapsamlılaşarak
sürdürülmesi gerçeği olmaktadır. Önderliğimizin direnişi ile gerilla
güçlerimizin hamlesini desteklemek ve mücadele sürecine aktif katılmak
üzere, zindanlarda kendi bedenlerini ölüme yatırarak gerçekleştirilen
fedai zindan direnişi, mücadelemizi en üst boyuta ulaştırmıştır. 68.
gününü geride bıraktıktan sonra amaçladığı hedefe ulaşan zindan
direnişi, tüm kamuoyu nezdinde Türk devleti ve AKP hükümetini oldukça
zora sokmuş, etkileri tüm insanlığı sarsacak düzeyde olmuştur.
Özellikle
İmralı tecridini kırmak için önemli bir başlangıç oluşturmanın yanı
sıra, zindan direnişini sahiplenme temelinde tüm Kürt legal siyasetinin
ayağa kalkışı ve halkımızın görkemli serhildanlarıyla ciddi bir kamuoyu
oluşmuştur. Zindanlarda başlatılan bu fedai direniş, dışarıda halk ve
gerillanın direnişi devralarak sürdürmesi temelinde sonlandırılmıştır.
Fedai zindan direnişinin özgürlük hareketimize yüklediği sorumluluk,
dışarıdaki tüm mücadele dinamiklerimizin harekete geçerek sonuç almaya
kilitlenmesi ve bu süreci başarı ile zafere ulaştırmaktır.


Devrimci hamlesel gelişmeler bu biçimiyle yaşanırken, Güneybatı
Kürdistan ve Suriye’de yaşanan gelişmeler paralelinde oluşan devrim
imkanlarına
dayanarak bu alanda da mücadele yoğunlaşarak sürdürülmüştür.
Güneybatı Kürdistan’da Kürt halkı ve özgürlük hareketi, devrim yapma
imkanına
ulaşmıştır. Halkımız Güneybatı Kürdistan’da özgürlüğünü sağlama
mücadelesine girmiş ve bu temelde kendisini özgürlük, eşitlik ve
demokratik ilkeler çerçevesinde örgütlemiştir.
Bu örgütlenme çalışmaları
ve mücadelesi devam ederken, Türk devleti ve AKP hükümeti bu
gelişmeleri hazmedemeyip her türlü hile, komplo ve kirli oyunlara
başvurmuştur. Batılı kapitalist modernist güçlerin Suriye’ye
müdahalesini hızlandırmak ve bir aktör olarak Suriye’deki gelişmelerden
pay sahibi olmak isteyen Türk devleti ve AKP hükümeti, ”uçaklarının
düşürülmesini”
ve Türkiye sınırındaki bölgelerin Suriye’de yaşanan
savaştan etkilendiğini”
, ”topraklarına saldırının olduğunu” sürekli medyası
yoluyla propaganda ederek, diplomatik yollarla da kamuoyu oluşturarak
destek arayışı içerisinde olmuştur. Ancak gerekli desteği bulamayınca,
Suriye’deki muhalif güçleri ve bu güçler içerisinde bulunan batılı dış
güçlerden Kürt ihanetçi-işbirlikçi kesimleri destekleyerek, Güneybatı
Kürdistan’ında provokasyonlar, Kürtler arası ve Kürt-Arap halkları
arasında çatışma yaratma çabasındadır.
Son süreçte Halep-Afrin ve
Serêkaniye
hattında gelişen çatışma ve katliamlar bunun göstergesidir.
Halkımız bu saldırılar karşısında öz savunmasını kendisi yapmaktadır. Bu
anlamda halkımız, bu alanda elde etmiş olduğu kazanımlara yönelecek
saldıra karşı -nereden gelirse gelsin- sessiz kalmayacağını ve direnişle
elde etmiş olduğu haklarını savunacağını ortaya koymuştur.


Doğu Kürdistan hattında da 2011 yılında İran rejimi Medya Savunma
alanlarımıza bağlı Kandil alanına yönelik bir operasyon gerçekleştirmiş
ve bu operasyonda İran rejimi HRK güçlerinin büyük direnişiyle
karşılaşmış ve geri çekilmek zorunda kalmıştır. HRK güçlerinin direnişi
karşısındaki yenilgisini kabul eden İran rejimi, özgürlük hareketimizle
uzlaşma yollarına girmiştir. Bu anlamda 2011 yılının Temmuz ayından bu
yana, hem hareketimizin yenilmezliği hem de bölgeye gelişen batılı
güçlerin müdahalesinde sıranın kendisine geleceğini bilen İran rejimi
hareketimizle çatışmasızlık pozisyonunu tercih etmektedir.
 

Güney
Kürdistan parçasında ise Güneyli işbirlikçi güçler AKP hükümetinin
tasfiye ve inkar politikalarının yanında yer almıştır. Kürt halkının
diğer parçalarındaki özgürlük sorununa yeterli desteği vermemesi ulusal
birliğin sağlanmasını da zorlamaktadır.
Yine Kürt halkının Güney’deki
diğer halklarla eşit, özgür ve demokratik bir temelde yaşayabilmesi için
yeterli çabayı göstermemektedir. Bu parçamızda bulunan halkımız da
yerel hükümetin politikalarına itibar etmemekte ve daha çok hareketimize
yakınlık duyup hareketimizi destekler konuma gelmektedir.
Zaten bu son
yıllarda Güney’deki halkımızın özgürlük hareketimize ilgisi gelişmekte
ve diğer parçalardaki mücadeleyi de sahiplenme tutumu gelişmektedir.


Kadın özgürlük hareketi olarak, gelişen bu halk devrimi süreçlerinin
kadın öncülüğüyle gelişeceği, şekilleneceği ve kalıcılaşacağı
bilinciyle
hareket ettik ve kendimizi örgütledik. Kadın devrimi halkların özgürlük
devrimidir de. Bu anlamda mevcut gelişmeleri karşılamak ve devrimci
hamleyi Önder APO’nun özgürlüğü ekseninde yükselterek
tüm mücadele
sahalarına taşımak bizim açımızdan önemli olmaktadır. Kadın özgürlük
hareketi olarak, bu temelde gelişen ‘Önderliğe Özgürlük’ hamlesine,
devrimci halk savaşı hamlesine öncü düzeyde aktif bir katılım
sergiledik. Kadın öncülüğü halk serhildanlarına da rengini vermiş ve
serhildanları yükseltmiştir. Bölgede ve Türkiye’de kadının yaşadığı
sorunlara da ağırlık verilerek, bu temelde geliştirilen kampanyalarla
toplum duyarlılığa sevk edilmiştir. Ayrıca Güney’de geliştirilen 2.
Ulusal Kürt Kadın Konferansı
‘na kadın özgürlük hareketi olarak öncü
düzeyde katılmak, Kürt halkının ulusal birliğe gidişinde önemli bir ön
adım olmuştur.


Kadın hareketinin meşru savunma ayağı olan YJA Star gerilla güçleri
olarak da geliştirilen gerilla hamlesine öncü düzeyde bir katılım
sağladık. Hem genel eylemselliklerde öncü güç olarak rol oynandık hem de
öz gücümüzle içine girmiş olduğumuz özgün eylemlilikler devrimci hamle
sürecine ciddi anlamda ivme kazandırdık.


Komuta ve savaşçı yapımızla büyük bir fedakarlık ve cesaretle hamleye
katılım sağlandık. Bunu devrimci hamle boyunca, fedaice şehit düşen
yoldaşlarımızın pratik duruşlarında netçe görmek mümkündür. Yine YJA
Star gerilla güçlerimizin pratiğe katılımı genel çalışmalar açısından da
öncülük düzeyinde
olmuştur. Katılımı ve öncülük düzeyiyle geneli de
etkilemiş ve sürükleyici bir duruşa sahip olmuştur. Pratik karşısında
kendine güven, kendi özgücü ve örgütlülüğü ile harekete geçerek başarıya
inanç gelişmiştir. Bu düzey özgün örgütlülüğüne dayalı eylemsellik
içerisinde olma
, bu konuda yoğunlaşma ve arayışlara da yol açmaktadır.
Bunun neticesinde YJA Star gerilla güçlerimizin geliştirdiği ciddi bir
özgün eylemsellik düzeyi açığa çıkmıştır.


YJA Star gerilla güçleri olarak özgün kadın ordulaşmamızın amacı,
sadece kaba anlamda bir savunma gücü olarak rol oynamak değil, esasta
ideolojik-örgütsel mücadele ile özgürlük düzeyinin yakalanması, özgür
kişiliklerle özgür toplumun yaratılmasıdır.
Bu da özgür kadın
militanlığı
ile yaratılır. PKK ve PAJK parti militanlığının yoğun
mücadelesi ile söz konusu olabilir.


Savaşı öncü düzeyde sahiplenme, gerekli fedakarlığı sergilemeyle
birlikte taktik öncülük yapmada önemli bir rol sahibi olundu. Devrimci
harekatlar kapsamında gelişen tüm genel eylemselliklerin gelişmesinde
YJA Star komuta ve yapımızın öncü düzeyde katılımı
oldukça etkili
olmuştur. 2012 yılı, özgün eylemselliklerin de en fazla yoğunlaştığı bir
yıl olmuştur. Gelişen özgün eylemleri komutası ve kendi gücüyle,
hazırlığından tutalım, planlama ve kararlaşmayla gerçekleştirmeye kadar
bizzat özgün kendi gücüyle geliştirme durumu söz konusu olmuştur.
Yine
taktikte belli bir zenginlik düzeyi yakalanmıştır. Yol kesme
eylemlerinden tutalım, sabotaj-suikast taktiğini etkili kullanma,
karakol ve mevzi baskınları ve araziyi denetimde tutmak için savunma
taktikleri ile ulaşılan sonuçlar bunun ifadesi olmaktadır.


Sonuç olarak 2012 yılı her bakımdan yoğun bir pratik süreç olarak
yaşanmıştır. Mevcut bu pratiği doğru değerlendirmek, gerekli dersleri
açığa çıkararak gelinen noktadan süreci başarıyla zafere ulaştırmak
bizim için önemli olmaktadır. YJA Star güçleri olarak süreci başarıyla
zafere taşırmak en başta öncülük misyonu olan bizlerin görevi
olmaktadır. Hamle süreci boyunca şehit düşen yoldaşlarımızın vasiyetleri
ve anılarına bağlılık da bunu bizlere emretmektedir. Bu bilinçle dönem
görevlerine yaklaşıp kendimizi bu iddia ve kararlılıkla önümüzdeki
sürece hazırlayacağız.


Mevcut gelişmeler, mücadelenin kapsamlılaşarak tüm Kürdistan’da
yaygınlaşacağı ve 2013 yılının çok daha çetin bir yıl olacağını
göstermektedir. 2013 yılında yürüteceğimiz mücadeleyle Önderliğimizin
özgürlüğü ve Kürdistan devrimini gerçekleştirme koşulları sağlanacaktır.

Önderliğimizin özgürlüğü ve Kürdistan devrimi ancak kadın öncülüğü ile
gerçekleşebilir. Kadın öncülüğünde gelişecek devrim mücadelesi özgür
kadın devrimi
olduğu kadar halkların özgürlük bayramı olacaktır. Bu
sürecin YJA Star gerilla güçlerimize her zamankinden daha fazla öncülük
rolü ve görevi yüklediğinin bilincinde olarak sürece katılmak bizler
için esas olacaktır. Önderliğimizin direniş tutumundaki ısrarı,
zindandaki yoldaşlarımızın fedaice kararlılıkları, halkımızın ve
kadınların bu direnişi sahiplenme temelindeki büyük iddiası ve gerilla
hamlemize öncülük yaparak kahramanca şehit düşen başta Rojin Gevda, Jîn,
Ezda, Revan, Nergis, Canda, Medya, Beritan arkadaşlarımız olmak üzere
yüzlerce yoldaşımızın şahadetlerinin anısı daha fazla direnişi ve
savaşmamızı emretmektedir. Bunun için YJA Star gerilla güçleri olarak
devrimci hamlenin daha da yükseltilmesinde öncülük rolümüzü yerine
getireceğiz. Kendi özgücümüzle özgün eylemselliklerimizi daha da
yükselteceğiz ve hamlenin zafere ulaşması için aktif katılacağız.

Kaynak YJA STAR Resmi web sayfası

http://www.yja-star.com/tr/yja-star/166-2013-yili-kadin-gerilla-oencuelueguende-gelisecek-devrimin-yili-olacaktir

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: