Güncel Gerçek

Ağır Yaralı AKP, Hafif Ölü Askerler-1


 
Gerillalar ile Türk ordusu arasındaki çatışmalar devam ediyor. Bahar ve
yaz aylarında başlayan hareketlilik hiç gerilemedi. Kuzey Kürdistan ve
medya savunma alanlarında gerillaların yaptıkları operasyon ve eylemler
bütün hızıyla devam ederken, Türk ordusu da bu hareketliliği engellemek
için çeşitli operasyon girişimlerinde bulundu. Karşılıklı operasyonlarda
yaşanan şiddetli çatışmalarda can kayıpları yaşandı. Gerilla kendi
cephesinden günlük açıklamalarla yaşanan çatışmaların sonuçlarını
kamuoyuna duyurdu. Ancak Türk ordusu çok şiddetli geçen ve ağır
kayıpların yaşandığı bu sürece ilişkin kamuoyuna doğru dürüst bir
açıklamada bulunmak yerine bazen hiçbir şey yaşanmamış gibi davrandı.
Oysa bahar ve yaz ayları ile başlayan çatışmalı süreç hızından hiçbir
şey kaybetmeden sonbahar aylarında da sürdü. Onlarca askerin öldüğü
belgeli olmasına rağmen Türk ordusu birkaç “hafif yaralı” asker sayısı
vererek durumu örtmeye çalıştı. Recep Tayyip Erdoğan ise, “Kırsal alanda
bir karış toprağımız bile kimsenin hakimiyetinde değil” diyor.
Danışmanları PKK’nin başlattığı “Devrimci Halk Savaşı” strateji ve
taktiğinin ise başarısız olduğunu iddia ediyor. Peki durum gerçekten AKP
iktidarı, Türk ordu yetkilileri ile medyasının söylediği gibi mi? Tabii
ki öyle değil. İşte size somut örnekleri ile gördüğümüz, yaşadığımız,
tanık olduğumuz ve birincil elden bilgisini aldığımız gerilla eylemleri,
askeri operasyonlar gerçeği…

HAKKARİ ÇEVRESİNDE GERİLLA ALANLARA HAKİM

Aylardır
gerillaların denetiminde olan bölgede gazetecilik yapıyoruz. Bizim
tanık olduğumuz, gördüğümüz, yaşadığımız, belgelediğimiz durum ise çok
farklı. Çatışmaların en yoğun olduğu Şemzinan (Şemdinli), Çele (Çukurca)
ve Gever (Yüksekova) merkezleri ile bu alanlara yakın kırsal bölgelerde
yaşanan çatışmaların bir bölümüne tanık olduk. Ayrıca çatışmaların
içinde bulunan gerillalar ve cephe komutanları ile konuştuk. Yerel
kaynaklardan bilgiler edindik. Günlerce bu hatlarda yürüdük. Kamera ve
fotoğraf çekimleri yaptık. Sınır taşlarını, sınırdaki tel örgüleri
geçtik. Sınır hattındaki karakolları gözlemledik. Türk ordusunun karadan
ve havadan operasyon girişimlerini gördük. Onlarca hava saldırısı,
obüs, tank, havan ve top bombardımanı altında kaldık. Türk ordusunun
bütün bu girişimlerine karşı direnen, eyleme geçen ve operasyon yapan
gerilla birlikleriyle karşılaştık. Bizim yaşadığımız, gördüğümüz ve
tanık olduğumuz gerçekler ile Türk devlet yetkilileri ve medyasının
yansıttığı gerçekler çok farklı.

ÇATIŞMADAN ÇIKAN YARALI GERİLLANIN ANLATTIKLARI

Eylül
ayının son günleri ve Ekim ayının ilk üç haftasında gördüğümüz, belirli
yönleri ile belgelediğimiz Çele, Gever ve Şemzinan hattındaki
gerçekleri buraya not edelim:

2012 yılının başından itibaren Çele
(Çukurca) bölgesi sıcak çatışmaların en çok yaşandığı bölgeydi. Bu
hattaki bütün askeri üs ve karakolların gerilla kuşatmasında olduğunu
birebir yaşayarak gördük. Gerillalar ile ilçe merkezine 15 ile 20 dakika
uzaklığında röportajlar yaptık. Gerilla mevzilerini dolaştık. Asker
karakol/kalekollarını çektik. Askerlerin hareketlerini (daha doğrusu
hareketsizliğini) kaydettik. Onlarca uçak saldırısı, sayısız topçu
bombardımanını gördük. Ancak gerilla, mevzilerinden bir adım bile geri
çekilmemişti. Ekim ayının ilk günlerinde Bilican Alayı yakınlarında
operasyona çıkmak isteyen Türk ordu birlikleri ile bir grup gerilla
arasında çatışma yaşandı. Türk ordusu ve medyası bu çatışma ile ilgili
açıklama ve haberlerinde 13 gerillanın yaşamını yitirdiğini duyurdu.
Onlara göre hiç asker kaybı da yoktu. Ancak biz o alana yakın bir
bölgedeydik. Türk radyo ve televizyonlarından operasyon haberlerini
dinliyorduk. Türk haberleri “13 gerillanın öldürüldüğünü” geçiyordu. Tam
o sırada sözkonusu olan o çatışmada yaralanıp gelen bir gerilla ile
karşılaştık. Adı Xemgin’di. Gerillanın yarası çok ağır değildi.
Deneyimli bir gerillaydı. Patlamanın basıncı kulaklarını etkilemişti.
Ayaklarından ise birkaç şarapnel parçası almıştı. Biz biraz tedirgindik.
Ancak o yarasını umursamıyordu. Bize çatışma anını detaylıca anlattı.
Çatışma, Bilican Alayı yakınlarında yaşanmış, operasyon yapmak isteyen
Türk ordu birlikleri ile iç içe girmişlerdi. 13 rakamını sorduk. Gülerek
“diğer iki kişi kim?” diye sordu. O alandaki gerilla grubunun sadece 11
kişi olduğunu söyledi ve devam etti: “Bizim grup Bilican Alayı’nın
çevresindeydi. Askerler sadece karakolun güvenliğini sağlamak için
araziye çıkmak istedi. Biz yanıbaşlarındaydık. 5 asker bize yakın bir
kayanın yanına geldi. Çok yakın ve açık hedeftiler. İlk ateşte o 5 asker
öldü. Onlara yakın askerler çığlık attı ve kaos içine girdiler. Sonra
askerlerin grup disiplinleri bozuldu. Gerillanın ateşi ile 4 asker daha
öldü. Çatışma şiddetlendi. Askerler yardım istedi. Önce kobra
helikopterleri geldi. Alanı rastgele bombaladılar. Askerler geri
çekilmişti. Bir kobra roketi RPG roketleri taşıyan arkadaşımızın
yakınına düştü. O patlama benim yakınımdaydı. Basıncı kulaklarımı
etkiledi ve ayaklarımdan bir iki şarapnel parçası aldım. Ancak çatışmada
başka askerler de öldü. Arkadaşlarımız askerlerden birkaç silah
kaldırdı. Sonra kobra helikopterler de gitti. Uçaklar geldi. Sonra top
atışları devam etti. Ancak etkili olamadılar. Çünkü biz kendimizi
sağlama almıştık. Durum budur. Türk medyasının geçtiği haber yalandır!”
Bütün bu detayları Xemgin bize anlattı. Gayet rahattı. Daha başka merak
ettiğimiz sorular sorduk. Yanıtladı. O da bize sorular yöneltti.
Sohbetimiz birkaç saat devam etti. Daha sonra o yaralı gerilla atına
binip tedaviye gitti. Aradan bir hafta ya da 10 gün geçmemişti.
Xemgin’in selamlarını aldık. Xemgin yine birliğine geri dönmüştü.
Kaldığı yerden devam edecekti…

ZAGROSLAR GERİLLANIN MEKANI

Biz
bulunduğumuz alandan operasyon ve çatışmaların daha yoğun olduğu başka
bir alana doğru yolumuza devam ettik. Zagrosların en sarp alanlarına
doğru yürüyoruz. Medya savunma alanlarından Kuzey Kürdistan’a doğru
ilerliyoruz. Sınır hattında Türk savaş uçaklarının saldırıları tüm
hızıyla devam ediyor. Uçak saldırıları durunca bu kez topçu saldırıları
anlamsız ve rastgele aralıklarla sürüyor. Yolculuğumuzda bize eşlik eden
gerillalar deneyimli. Oldukça rahatlar. Mola vereceğimiz yerleri özenle
seçiyorlar. Yolculuğumuzda doğanın sunduğu imkanları ve kendilerindeki
erzakları ikram ediyorlar. Biz operasyonların ve çatışmaların
yoğunlaştığı alandan gelen bilgileri merak ediyoruz. Yolculuğumuzu
hızlandırıyoruz. Sınır taşlarını geçiyoruz. Derin vadilere giriyoruz.
Yüksek tepeleri saatler süren yürüyüşlerle aşıyoruz. Dağların
doruklarına yakınız. Kürt ülkesinin sarp dağlarını, ırmaklarını,
vadilerini ve ormanlarını izliyoruz. Savaş nedeniyle boşaltılan
köylerden geçiyoruz. Güzelim köylerde sadece yabanıl hayat var. Evler
yıkılmış, kimseler yok. Tarlalar ekilmemiş. Bağlar ve bahçeler bakımsız.
Gerillalar ile köylerden geçiyoruz. Karakolları anlatıyor bir gerilla.
Her tepenin ardında, kendilerine göre güvenlikli olan alanlarda
karakollar ve asker tepeleri var. Ancak gerilla için bir anlamı yok.
Gerillalar rahat bir şekilde bizi bu bölgelerden geçiriyor. Çünkü alan
hakimiyeti gerillanın kontrolünde.

ASKER MEVZİLERİ TERK ETMEK ZORUNDA KALMIŞ

Gerçekten
de yol boyunca askerlerin kullandıkları mevziler terk edilmiş.
Gerillalar o mevzileri kontrol altına almış. Mevzilerde askerlerden
kalan malzemeler dikkatimizi çekiyor. Asker miğferleri, tel örgüler,
elbise parçaları, askerlerin kullandıkları konserveler ve dahası.
Gerillanın yoğun operasyon ve eylemleri sonucu askerler geri çekilmek
zorunda kalmışlar. Bu tabloyu en güzel anlatan kare askerlerin
artlarında bıraktıkları boş mevziler ve asker miğferi.

Savaş
uçakları ise yine hareketli. Gerillalar “Arkadaşlar yine kapsamlı bir
eylem yapmış” diyor. Gerilla komutanı muhabere telsizini dinliyor. Ekim
ayının ilk günlerinde giderek şiddetlenen çatışmalara ilişkin bize bilgi
veriyor. Gever (Yüksekova) hattında gerillaların kuşattığı karakollara
erzak ve cephane taşımak isteyen askeri konvoy ve operasyon kolu
gerillalar tarafından vurulmuş. Askerler geri çekilmek zorunda kalmış.
Ancak gerillaların bulunduğu varsayılan bölgeye rastgele savaş uçakları
ve topçu bataryaları bombardıman yapıyor. Bu çatışmalara ilişkin Türk
medyasında hiçbir haber geçmiyor. Oysa yaklaşık 2 hafta süren sıcak
çatışmada çok sayıda asker ölüyor, askeri araçlar sabotaj eylemleri ile
parçalanıyor, helikopterler darbe yiyor, savaş uçakları kesintisiz
hergün bombardıman yapıyor. Türk ordusu, AKP iktidarı ve medyası ise
bütün bu yaşananları görmezden geliyor. Suriye ile yaşadıkları krizle bu
gerçeği örttüklerini söylüyor bir gerilla. Ve bize Gever hattında Cilo
ve Çarçela dağları arasındaki askeri operasyon ve çatışmalarla ilgili
bilgileri veriyor.

BİR YANDAN KIŞ HAZIRLIĞI, BİR YANDAN ÇATIŞMA İÇİNDELER

“Hakkari’nin
Şemdinli, Yüksekova ve Çukurca ilçelerinde devam eden devrimci harekat
çerçevesinde alandaki eylemsellikler ve çatışmalar devam ediyor.

4
Ekim günü saat 00.40 sularında Gever’den Şemdinli’ye giden bir askeri
konvoya yönelik olarak Şapata ve Radyolink alanları arasında arkadaşlar
tarafından bir eylem gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen eylem
sonucunda 1 kirpi tipi araç imha olurken düşmanın ölü ve yaralılarının
sayısı tam net değil. Aynı gün saat 02.30 sularında Şemdinli’den Gevere
giden bir askeri konvoya yönelik olarak gerillalarımız tarafından bir
eylem gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen eylem sonucunda bir akrep
tipi zırhlı araç imha ediliyor. Bir süreden beri Şemdinli ilçesine bağlı
Garê ve Melayan sırtlarında operasyona çıkan işgalci TC ordusu
gerillalarımızın direnişi ile karşılaşmış ve ilerleyemeyen işgalci TC
ordusu bir kademe geri çekilmek zorunda kalmıştır. Alandaki operasyon
halen devam etmektedir. 4 Ekim günü sabah saat 09.00 sularında ise
Gever’in Gite köyüne indirme yapmak isteyen bir skorsky tipi helikopter,
gerillaların direnişi ile karşılaşmış ve indirme yapamadan alandan
uzaklaşmak zorunda kalmıştır.”

Bu bilgiler HPG Basın İrtibat
merkezi tarafından kamuoyu ile paylaşılıyor. Ancak Türk medyasında bu
olan bitenle ilgili bir satır bilgi yok. Ancak biz çatışma alanlarına
yakın yerdeyiz. İlgili gerillalar da yaşananları bize özetliyor. Uçak ve
top saldırısı ise devam ediyor hala.

Biz gerilla mevzilerini
ziyaret ederken Zagrosların en sarp bölgesine doğru ilerliyoruz. Ekim
ayının başı, ancak bu alanda soğuklar daha erken başlamış. Yükseldikçe
soğuk hava fırtınaya dönüşüyor. Gerillalar ise buna hiç aldırış etmeden
uğraşılarına devam ediyorlar. Bir yandan kış hazırlıkları, bir yandan
yeni mevziler bir yandan da çatışma içerisindeler. Normal bir insanın,
bir askerin enerjisinin yetemeyeceği ölçüde çabalarını sürdürüyorlar.
Konakladığımız yerde HPG Komuta Konsey Üyesi Kendal Glord bizi
karşılıyor. Bu alandaki hareketliliği soruyoruz. Yeni çatışma ve eylem
haberlerinin geldiğini söylüyor. Cihazıyla son bilgileri alıyor.

ASKERİ KONVOYLARA GEÇİT YOK

4 Ekim günü saat 22.00 sularında Yüksekova ilçesi Geliye Doskî alanına
bağlı Memuşte ve Veregoz köyleri arasında geçmekte olan TC ordusuna ait
askeri konvoya yönelik bir eylem gerçekleştirildiğini söylüyor.
Gerillalar 30 araçtan oluşan askeri konvoyu 4 koldan vuruyor. Gerillalar
1 jammer sinyal karıştırıcı aracı imha etmiş, 2 akrep tipi zırhlı aracı
da darbelemiş. Eylem ardından gerillalar ile askerler arasında 4 saat
boyunca çatışma yaşanıyor.

Konvoy operasyon alanına ulaşamamış ve saat 03.00’de geri çekilmek zorunda kalmış.

Yine
bu alanda Mergezerê alanına bağlı Gire Çeta’da, saat 15.30’da ise
gerillalar Bezele (Aktütün) karakolundan dönen ve 6 TIR’dan oluşan
konvoya yönelik Geliye Bembu alanına bağlı Sirînos ile Derebanê köyleri
arasında bir eylem gerçekleştiriyor. 3 TIR yakılıyor. TIR şoförleri ise
uyarılarak serbest bırakılıyor.

Bu alanda bulunduğumuz günlerde
buna benzer gerilla eylemleri gerçekleştiriliyor. Savaş uçakları,
helikopter hareketliliği ve top atışlarının yoğunluğunu biz de
gözlemleyebiliyoruz. Ancak sıcak temas yaşanan eylem alanlarına biraz
uzağız. Zaman zaman sıcak çatışma alanından bulunduğumuz alana bazı
gerillalar geliyor. O gerillalar yaşanan anları sıcağı sıcağına bize
aktarıyor. Çoğu günlerdir çatışma içerisinde olmasına rağmen yorgunluk
görüntüsü vermiyorlar. Aynı hızda ve enerjide kendi çatışma mevzilerine
geri dönüyorlar. Öylesine ki çatışmalarda yaralandığı halde yarasını
arkadaşlarından gizleyenler olduğunu görüyoruz. Gerilla komutanlarının
sert eleştirisi karşısında sessiz kalan bu gerillalara “neden böyle
yaptıklarını” soruyoruz. Gerillalar bize gülümsüyor. O sıcak alanda,
arkadaşlarından ayrı kalmak istemiyorlar. “Yaranın tedavisi daha sonra
da olur” diyorlar. Pratik tedbirler aldıklarını söylüyorlar. Ancak
çatışmalara bir günde birkaç saat giren askerlerin hemen
değiştirildiğini duyuyoruz. Bunun nedeni askerlerin psikolojisinin hemen
bozulmasıymış. Korku ve tedirginlik nedeniyle askerler günlük olarak
değiştiriliyor. Ama çoğu zaman askeri sevkiyatlar engellendiği için de
askerler bir hayli zorlanıyorlar.

TSK ZORLANINCA HAVA SALDIRISI YAPIYOR!

Gerilla
eylemleri karşısında zorlanan ve hedefine varamayan Türk ordusu; eğer
büyük kayıp vermişse, hemen Medya Savunma Alanlarına bağlı Kandil,
Xakurke, Xınere gibi bölgelere hava saldırısı düzenliyor. Köylere,
köylerin arazilerine bombardımanlar yapıyor. Çoğu kez tanık olduğumuz bu
rastgele bombardımanlarda siviller büyük zarar görüyor.

DEVAM EDECEK… 

ANF

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: