Güncel Gerçek

‘KCK’ Davasının Genç Avukatlarından Koray Çalışkan’a Yanıt


Silivri’de süren KCK Davası’nın genç avukatları, Radikal Gazetesi
yazarı Koray Çalışkan’ın 7 Temmuz günü Radikal’de yayınlanan yazısına
kamuoyuna açık bir mektup ile yanıt verdi.
Genç avukatlar adına Sinan
Zincir
tarafından yapılan açıklamada, davada Kürt halkının haklı ve
meşru taleplerinin yargılandığı
belirtildi, “Genç avukatlar,
müvekkillerinin haklı ve meşru taleplerini onların adına mahkemede dile
getirmekten geri kalmayacaktır”
denildi.

‘KCK’ Davasının ‘Genç’ Avukatları, başlıklı mektubun tamamı şöyle:

“2
Temmuz günü olağan üstü hal koşullarında başlayan BDP’li siyasetçilerin
yargılandığı kamuoyunda KCK İstanbul Ana Davası olarak bilinen davanın
ilk haftasını geride bıraktık. Bu yazıyı yazmamızın nedeni bazı
dostlarımızdan gelen eleştirilerdir. Gerek basın yayın organlarında
gerek sosyal medyada genç avukatların iddianamenin tamamının okunması
talebinin ve ısrarının anlaşılır olmadığı, bu tavrın yanlış olduğu,
mahkemeyi rehin aldığı, iddianame okunmadan sorgular yapılabilse birçok
kişinin tahliye olabileceği vurgusu yapılarak bu talepte bulunan
avukatlar acımasızca eleştirilmiştir.

Özellikle Sayın Koray
Çalışkan 07.07.2012 tarihli Radikal Gazetesi’ndeki yazısında bu konuya
değinerek genç avukatları eleştirisinde bu talepte bulunan ve talepleri
kabul edilen genç avukatların duruşmaya dahi gelmediğinden bahsederek,
esasında iyi niyetinden şüphemiz olmasa da Sayın Çalışkan farkında
olmadan başka bir şeye hizmet etmiştir. Şunu hatırlatalım ki bu genç
avukatlar aynı zamanda tutuklu avukat arkadaşlarımızın müvekkillerinin
ve Kürt gençlerinin avukatlığını yaptıkları için haftanın beş günü
Çağlayan adliyesinin DGM dediğimiz 1.2.ve 3. kat C Bloklarında günde
ortalama on beş tutuklu davaya girmektedirler. Bir örnek vermek
gerekirse duruşmanın ikinci günü duruşma salonunun önünde militarist
kuvvetler tarafından darp edilen genç meslektaşımız Avukat Hüseyin
Boğatekin 3.gün iddianamenin tamamının okunması talebinde bulunmuş 4.
gün Silivri’ye gelememiştir. Çünkü Çağlayanda Kürt gençlerinin
yargılandığı beş davada avukatlık yapmaya gitmiştir. BDP’li
siyasetçilerin, öğrencilerin ve Kürt gençlerinin avukatları
tutuklandığı için ve hemen hemen tüm BDP’liler yargılandığı için genç
Kürt avukatlar enerjisinin büyük bir bölümünü de bu davalara
ayırmaktadır. Genç avukatları iddianameyi dinlemeye bile gelmedikleri
için eleştirenlerin vakti olursa Kürt gençlerinin ve öğrencilerinin
yargılandığı duruşmalara gelmelerini öneririz. Her gün duruşma
salonlarının önünde Kürtler için adalet talebinde bulunan genç
avukatları ve yaşadıkları mağduriyetleri izlesinler. O zaman bu
avukatlar yemek yemeye vakit bulabiliyorlar mı diye içten içe
soracaklar. Biz iddianameyi çok iyi okuduk genç arkadaşlarımız
soruşturma aşamasında olmayan hukukun ve yapılan rehine operasyonunun
kovuşturmada olmaması için çaba harcıyor. Bizim talebimiz “iddianame”
denilen bu metnin usulüne uygun bir şekilde okunmasıdır.

Özellikle
dostlarımızın iddianamenin tamamının okunmasının sorguları
geciktireceği ve tahliyeleri engelleyeceği savı Türkiye mahkemelerinde
Kürt Halkına karşı uygulanan hukuku bilmedikleri anlamına gelmektedir.
Sanki müvekkillerimizin sorgusu yapılsa ve avukatlar tahliye talebinde
bulunsa hepsinin tahliye olacağı yönünde bir havanın yaratılması
Türkiye’de siyasal iklimi, Kürt Siyasetine karşı yaklaşımı, siyasal
iktidarın yargı üzerindeki etkisini gözardı ederek hayalci, romantik
yorumlardan başka bir şey değildir.

80’lerin sonu ve 90’ların
başında Kürdistan’da büyüyen bu davanın genç avukatları, babalarına
dışkı yedirtilirken, köyleri yakılırken, anneleri, babaları, yakınları
kontrgerillanın kurşunlarıyla katledilirken kat be kat faşizmi yaşadılar
ve “hukuku” çocuk yaşta öğrendiler. Onun için romantik ve hayalci
değil, gerçekçidirler. Bu topraklarda bizzat kendi gördükleri ve
yaşadıkları acı gerçeklerden kaynaklı bu avukatlar çok tecrübelidirler.
Gelenekleri kontrgerilla kurşunlarıyla katledilen ve asla adalet
mücadelesinden vazgeçmeyen Avukat Medet Serhatların, avukat Şefket
Epözdemirlerin, avukat Fuat Erdoğanların geleneğidir. Onun için
coğrafyanın siyasal, sosyolojik gerçekliğini göz ardı ederek
meslektaşlarımızın yaşına bakarak yorum yapanlar tarihsel bir yanılgı
içinde olduklarını bu dava sürecinde göreceklerdir.

Bu davanın
genç avukatları hukuk nosyonu ve pratiği bakımından yaşlarını kat be kat
aşan bir tecrübeye sahiptirler. Bizi eleştiren dostlarımızın bu siyasi
soykırım davasının savcılık ve hakimlik ifade tutanaklarına bakmaları
yeterlidir. İddianame tartışmalarını ve anadil taleplerini tali talepler
olarak algılamak ve algılatmaya çalışmak Türkiye’de Kürt sorununa
tepeden bakmacı anlayışın ürünüdür. Bu dava en başta bir anadil
davasıdır. Müvekillerimiz şahsında Kürt Halkının meşru ve demokratik
talepleri rehin alınmıştır. Kürtler anadilde yaşam ve anadilde eğitim
dedikleri için rehin alınmışken, bir halkın dil talebini öteleyip rehine
mantığına dayanan ve bizzat siyasal iktidar kurmaylarının
talimatlarıyla yapılan bir operasyon sonucu “tutuklanan”
müvekkillerimizin TCK, CMK, TMK tartışmalarıyla tahliye olmayacağını çok
iyi biliyoruz. Dostlarımızın da bu davanın kriminal bir dosya
olmadığını, siyasi rehin alma dosyası olduğunu anlamalarını ümit ediyor
ve bu temelde eleştiri yapmalarını bekliyoruz.

Gerek Kürt
gençlerinin yargılandığı davalardan gerek benzer KCK davalarından çok
iyi biliyoruz ki; müvekkillerimiz bir şafak operasyonuyla, yüzlerle
ifade edilen rakamlarla gözaltına alınıyor ve hepsi sorgusuz sualsiz
tutuklanıyor. Arada “hukuki denetim”den geçirdiklerini kanıtlarcasına üç
ya da dört kişinin tutuksuz yargılanmasına karar veriyorlar. Bir yıl
içinde İstanbul’da yapılan beş siyasi soykırım operasyonunda da aynı
yöntem izlendi. Başlayan davalarda da aynı yöntemin izleneceğini biz çok
iyi biliyoruz. İlk hafta 4 gün boyunca avukatların yaptığı 60
civarındaki talebin hemen hemen tamamını reddeden bir Mahkeme Heyetinden
bizim ve müvekkillerimizin bir beklentisi yoktur.

Genç
avukatlar, müvekkillerinin haklı ve meşru taleplerini onların adına
mahkemede dile getirmekten geri kalmayacaktır. Çünkü dilleri yasaklı
olan müvekkillerimizin hem tercümanları hem de avukatlarıyız. 205
klasörlük bir dava 10 klasörlük emniyet fezlekesi haline geliyor,
emniyet fezlekesinin özeti 2400 sayfalık iddianame haline geliyor, o da
yetmiyor mahkeme heyeti iddianameyi 133 sayfalık özete çevirerek
gayrıresmi bir belge yaratıyor, talebimize rağmen bu belge tarafımıza
verilmiyor ve iddianame okundu diye tutanaklara geçiyor. Bunu bizlerin
ve müvekkillerin kabul etmesi mümkün değildir. Biz OHAL uygulamaları
altında yürütülen bir davada asla figüran olmayacağız. Müvekkillerimiz
bize bu yönde irade beyanında bulunmuşlardır. Bu iddianame hukuki bir
metin değil siyasal rehin alma belgesidir. Okunması talebimiz aynı
zamanda Türkiye’de hukukun Kürt Halkına ve onların siyasal iradelerine
nasıl uygulandığını teşhir etmek içindir.

Dostlarımız şunu bilsin
ki Kürtler eski Kürtler değildir. Genç avukatlar da öyle… Mahkeme
Heyeti anadil talebini reddederken Kürtlerin azınlık olmadığını
cumhuriyetin asli kurucu unsuru olduğunu, tercüman talebi hakkının
azınlıklara tanındığından bahisle tercüman talebimizi reddetmiştir.
Doğrudur Kürtler Cumhuriyetin asli kurusu unsurudur. Ama cumhuriyetin
asli kurucu unsuru bir halkın evlatları kuruluşun akabinde sorgusuz
tiyatral yargılamalarla idam edilmişlerdir. Şeyh Saitler, Pir Seyit
Rızalar kurucu halkın evlatları İstiklal Mahkemelerinde idam edilmiştir.
Bugün Silivri toplama kampında “yargılanan” asli kurucu halkın
evlatları kurdukları cumhuriyeti cinsiyet özgürlükçü, demokratik
ekolojik toplum paradigmasıyla demokratikleştirmeye çalıştıkları için
İstiklal Mahkemelerinin devamı olan ÖYM’ lerde yargılanmaktadır. Ama
sonları ataları gibi olmayacak. Genç avukatlar buna geçit vermeyecektir.
Bu davanın iddianamesinin tamamı okunacak ahlak dışı kirli yöntemlerle
elde edilen tüm deliller tek tek okunup tartışılacak ve adil bir
yargılama yapılacaktır. Genç avukatların çabası ve ısrarı bunun içindir.
Masumiyetine inandığımız müvekkillerimizin beraat etmesi için siyasal
soykırımın deşifre olması ve Mahkeme Heyetinin davaya dayanak teşkil
eden soruşturmanın kirli bir soruşturma olduğunu anlaması için biz
yaşımızı aşan tecrübemizle bunu başaracağız.

Ayrıca dostlarımız
şunu bilmeli ki Mahkeme heyeti tensip zaptının düzenlendiği ve duruşma
gününün belirlendiği gün 15 kişiyi tahliye ettiği gibi iddianame
okunmadan, kimlik tespiti ve sorgular yapılmadan da tahliye kararı
verebilir. Biz tüm müvekkillerimizin derhal serbest bırakılmasını
istiyoruz. Ama üç ya da beş kişi tahliye olsun diye de tiyatral bir
yargılamayı kabul etmiyoruz. Bu müvekkillerimizin talebidir.
İddianamenin tamamının okunmasının tahliyeler önünde hiçbir engeli
yoktur. Mahkeme Heyeti bunun farkındadır. Aksi yorumlar
müvekkillerimizin iradesini kırmaya yöneliktir.

Bu davanın genç
avukatları Cuma günü mahkeme heyeti ve tarih önünde Kürtçe düşünerek
Türkçe bu davanın siyasi, sosyolojik, hukuki teşhirini yaparak özgürlük
manifestosu yayınlayacaklardır. Aydınlarımızı ve bizi eleştiren
dostlarımızı Cuma günü Silivri toplama kampındaki duruşma salonuna
“Genç” Kürt avukatların Kürt Halkına ve Kürt siyasetine Özgürlük
Manifestosunu dinlemeye bekliyoruz. Bu arada yoksul genç Kürt
avukatların öğlen yemeklerini kutsal barış annelerimiz hazırlıyor.
Dostlarımızı Kürt annelerinin kurduğu BDP çadırında Güneş’in sofrasında
öğlen yemeğini yemeye ve amacımızı anlatmaya davet ediyoruz.”

ANF

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: