Güncel Gerçek

AKP Neden Özel Savaş Arayışında?



Bu soruyu herkesin ciddi biçimde sorması ve kafa yorması gerekir.
Türkiye’nin geldiği nokta değişim ve Kürt sorununu çözme aşamasıdır.
Koşullar oldukça elverişlidir. Kürt tarafı bunu ilerletecek irade ve
olgunluğa sahiptir. 


Durum bu kadar açık ve herkes çözüm
beklentisindeyken AKP neden Özel Birlikler, “Terör Zirveleri”leriyle
zaman öldürmektedir. Sayın Öcalan “Meclis veya Başbakan çağrı yapsın,
çözüm iradesi ortaya koysun, ben gerilla güçlerini bir alana çekeyim ve
çatışmazlık kalıcı hale gelsin” dedi. Çatışmayı tümüyle sonlandıracak ve
güven ortamını tesis edecek kalıcı ve köklü yollar varken, AKP Hükümeti
neden zaman, mal ve can kaybına yolaçacak yöntemlere başvuruyor?

Kaldı
ki hükümetin başvurmaya kalktığı yollar daha önce denenmiş ve çözüme
yol açmamıştır. Acıları ve yıkımı artırmış ve güvensizliği
derinleştirmiştir. Türkiye bu dönemlerin eseri olan toplumezarlar,
kimyasal silahlar ve faili meçhuller sorununu çözemedi. Böyle kirli ve
kanlı bir döneme dönüşü çağrıştıracak arayışlara girmenin kimseye
faydası olmayacaktır.

Türkiye’yi yönetenler o dönem “daha fazla
şiddet ve korku yayarsak kitleleri sindirir ve PKK’yi ezeriz” diye hesap
yapıyorlardı. Biraz da geçmiş isyan ve devletin kötü geleneğine
dayanıyorlardı. Ancak hesapları tutmadı. Çünkü karşılarında da örgütlü
bir güç vardı ve direniş iradesini bilemişti. Aynı şeyle Türkiye’nın
karşılaşacağı kesin. Sonucun ne olacağı belli olmayan ama acı ve yıkımı
kesin olan bir çatışma ortamı
na Türkiye’yi tekrar sürüklemek akıl karı
değildir. 

Türkiye istendi mi daha kolaya değişim yönünde
ilerletilebilir. Son generallerin istifasında da bu kısmen görüldü.
Basın biraz daha dikkatli yaklaştı ve ciddi krize dönüşmedi. Tabii ki
koşullar da değişmişti. Aynı şey Kürt sorunu için daha da
olgunlaşmıştır. Kürt sorunu son iki yıldır daha açık tartışılır hale
geldi. Sayın Öcalan’ın girişim ve arayışlarıyla hem çatışmalar büyük
oranda durdu hem de ortam daha yumuşadı. Öyle ki hükümet İmralı ile
görüşüldüğünü açıkladığında bile ciddi bir tepki ortaya çıkmadı.
Türkiye’de kitleler sorun çözülecekse Öcalan’la da görüşülebilir fikrini
benimsedi.

AKP yüzde ellilik bir oyla tekrar iktidar oldu. Kürt
tarafı da seçimden daha güçlenerek çıktı. Tüm beklenti ve dikkatler yeni
bir anayasa ve demokratikleşme üzerine çevrilmişken süreç tam tersinden
yönlendirildi. Bunu yapan da esas olarak AKP Hükümeti ve yandaşı basın
oldu. Onlar demokratikleşme yerine devletin geri kalanını nasıl ele
geçirecek ve önlerinde kim engel görülüyorsa onları bertaraf etmeyle
uğraştılar.
Sayın Öcalan kendileriyle yapılan protokollerin artık
onaylanmasını ve pratikleşmesi gerektiğini ısrarla belirtti. Konuşulacak
herşeyin konuşulduğunu, artık pratik adımların atılması gerektiği
vurgulandı. Ancak hükümet bu gelişmelere gerektiği gibi karşılık
vermedi. Askeri operasyonlar giderek artırıldı. Çatışma ve ölüm
haberleri arttıkça da “terör” söylemini tekrar piyasaya sürdü. Yandaş
basını da her taraftan gerçekleri perdelemeye ve ortalığı karanlığa ve
teröre boğmaya çalıştı. 

Basın hükümeti denetleme ve sorunun çözümü
için cesaretlendirip eleştirme rolünü oynasaydı durum şu anki kritik
noktada olmazdı. Özellikle Zaman gibi gazeteler büyük bir iştahla özel
polis birliklerinin örgütlenmesini savundu. Açıkça da PKK’nin ezilmesi
gerektiğini savundular.
Sen bir gücü ezmeyi savunursan o gücün de
kendisini ezdirmeme yoluna başvuracağını hesaplayacaksın. Kaldı ki PKK
kendisini ezdirmemek için çok ağır ve yıkıcı dönemleri göğüsledi. Şimdi
daha büyük bir kitle gücüne ve deneyime sahipken kendisini niye
ezdirsin? Hem PKK ezme ve ezdirme değil silahları bırakalım, birlikte
barış içinde bu sorunu çözelim, diyor.

Karşında barış ve çözüm için
çabalayan bir hareket varken, onu dikkate almamak ve iradeni tek yanlı
dayatmak doğal ki, iyi niyetle açıklanamaz. Bu tartışma ve savaşı tercih
etmekten başka bir anlama gelmez. Durum bu kadar açıkken yavuz hırsız
misali Kürt tarafını suçlamak basit bir kara propaganda yönteminden
başka anlama gelmez. 

Durum oldukça nettir. Türkiye ve onu yönetenler
ya Kürt halkının varlığını ve haklarını kabul edecekler ya da bir
biçimde inkar edip savaş ve şiddeti seçecekler. Ben Kürtleri kabul
ediyorum ama onun adına herhangi bir örgütlü gücü ve iradeyi
tanımıyorum, demek egemenliği tek yanlı tesis etmekten başka bir anlama
gelmez.
 
AKP Hükümeti savaş yöntemleri ve örgütleri yerine barışın
araçlarını geliştirmeye bakmalıdır. Bu herkese kazandıracak olan yegane
yoldur. Diğer yollara başvurmak zaman ve insan kaybına neden olur, eğer
Kürtleri yenemezseniz yine dönüp geleceğiniz yol budur.
Savaşın ve
şiddetin tüm yolları doksan yıldır denendi. Artık bundan vazgeçip
barışın ve demokrasinin yoluna girilmelidir.

MUZAFFER AYATA
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: