Güncel Gerçek

Yeni Osmanlıcılık



Günlük yaşam içerisinde çokça göze çarpmaya başlayan ve Osmanlı
dönemi kıyafetleriyle sokaklarda dolaşan gençlerin varlığı, “Yeni
Osmanlıcılık” denilen akımın ne olduğuna dair soruları da çoğalttı. 


Özellikle
son beş yıldır yoğun olarak tartışılmaya başlanan “Yeni Osmanlıcılık”,
toplumun değişik kesimlerince farklı farklı tanımlanır oldu.
Benimsedikleri ideolojilere göre çeşitli gruplar, bu kavrama değişik
anlamlar yüklemektedir.

İktidar yanlıları ve etrafındakiler,
kendilerince başarılı gördükleri dış ilişkilere yön veren siyasetten
bahsederken,”Yeni Osmanlıcılık” kavramını dillendiriyor. Dış ilişkilerde
belirgin olarak Doğu’ya yönelmek ve Ortadoğu ülkeleri ile geliştirilmek
istenen sözüm ona iyi ilişkiler, (bana göre çıkar ilişkileri) bu akımla
açıklanıyor.

Ulusalcılıktan çok ümmetçiliği önemseyen çevreler,
başta Kürt Sorunu olmak üzere farklı ulus ve inançların meselelerine
çözüm olarak, Osmanlı’ya dönüşü adres göstermektedir. Bu kesimler,
Osmanlı İmparatorluğu’nun çok uluslu yapısını referans alarak, İslamiyet
çatısı altında birleşmenin tek çözüm olacağına vurgu yapıyor.

Buna
karşılık üçüncü bir kesim de “Yeni Osmanlıcılık” akımını laikliğe karşı,
Kemalizm karşıtı ve ‘Cumhuriyet rejimini yıkmak isteyenlerin gerici
politikalarının yeniden hortlaması’ şeklinde tanımlamaktadır.

Bütün
bu tanımlamaların ne derece doğru veya yanlış olduğundan öte, bu akımın
özellikle mazbut olarak tanımlanabilecek gençler içerisinde gördüğü
büyük ilgi dikkat çekicidir. Bu ilginin psikolojik dayanaklarının
araştırmaya değer olduğunu düşünüyorum.

İçerisinde bulunduğu durumdan
rahatsızlık duyan gençlerin, daha adil-eşitlikçi ve ilerici sistemlerin
arayışına girmek yerine, çağın gerisinde kalmış düzen ve yönetim
biçimlerine özlem duymalarını nasıl açıklamak gerekir?

AKP’nin üç
dönemdir iktidarının devamını garantilemesiyle birlikte, Osmanlı’yı
yeniden keşfetme sevdasının daha da alevlendiği açık.

Tam da ortada,
sarsılmaz egosu ve megaloman tavırlarıyla, saltanat tahtına oturtulacak
bu kadar isabetli bir siyasi figür varken; muhafazakar kesimden bir
takım grupların, tek adam sultasına dayalı imparatorluk rejimine bu
derece özlem duymaları sürpriz olmasa gerek. Her ne kadar bu gruplar,
Osmanlı dönemini bizzat yaşamaya imkan bulamamış olsalar da, onların bu
sevdaları, birçok olumluluğu Osmanlı’ya atfetmelerinden kaynaklanıyor.

Bazen
sevilen bir öznenin insan imgeleminde idealize edilen resmi, bizzat
öznenin önüne geçer ya. Hani çok sevilen birine yüklenen bir yığın
pozitif misyonun, aslında o kişiyle (kişi daha yakından tanındıkça)
uzaktan-yakından ilgisinin olmadığı çok geç fark edilir ya. Sanırım
özentilere dayalı bu tür akımların psikolojik vaziyetleri de aşağı
yukarı aynı.

Dünya ülkelerinin siyasi-ekonomik güç arenasında esamesi
okunmayan bir ‘T.C Devleti’ gerçeği var. ‘Bir Türk dünyaya bedeldir’
şiarıyla yetiştirilen nesillerin, bu gerçeği kolaylıkla kabullenmeyip,
Türk ulusu olarak kendilerini kanıtlayacakları arayışlara yönelmeleri 
“Büyük Türk” egosuyla şişirilen eğitim sisteminin bir sonucudur.

Çünkü
resmi tarih kitaplarına çarpıtma ve yalanlarla yansıtılan Osmanlı
tarihinin, “Yeni Osmanlıcılık” ve benzeri gerici akımların doğmasına
hizmet ettiği bir gerçek.

Bir taraftan büyük zaferler, kıta ölçeğinde
fetihler(işgaller) şaşaalı saray yaşamı, dünyaya gücünü kabul ettiren
bir Türk hegemonyası, diğer taraftan ise, baskılarla azınlık ulus ve
inançları dize getiren kültürel kuşatmalar ile Türk-İslam egemenliğini
dayatan devlet politikası.

Her iki etmen de psikolojik olarak, kendi
yaşamında başarı adına varlık gösterememiş bireyler için büyük bir
özenme  öznesi olabiliyor. Kendi varlığını, ülkesinin başarıları
üzerinden tanımlayan vatandaşlar için emperyalist de olsa, güçlü bir
ülke profili çok cazip gelebiliyor.

Aynı şekilde; sorunlarla
yüzleşmek yerine, bireysel başarısızlıkların tümünü, ülkedeki farklı
etnik grupların varlığına ve hak arama mücadelelerine bağlayan sığ
yaklaşımlar, kendisini rahatlatmanın aracı olabilmektedir.

Sorunların
kaynağını hep kendisinden uzakta arayan böylesi yaklaşımlar, insan
egosunu korumaya alan kolaycı yaklaşımlardır. Hatta bu yaklaşımları
‘yetersizlik duygusu’ ile başa çıkmaya yarayan “savunma mekanizmaları”
olarak nitelemek, pek abartı olmaz.

Özünde Yeni Osmanlıcılık; ‘güçlü
ülke’ sevdasıyla geçmişe özenen, nostaljik ve emperyalist bir
yanılsamadan başka bir şey değildir.
BİLGİN ESKİ


bilgineski@hotmail.com
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: